Zlatibor
Zlatibor, Sırbistan’ın batı kesiminde yer alan, sağlık turizmi, kayak ve yürüyüş gibi farklı aktiviteler yapma imkanlara sahip olabileceğiniz, Sırbistan’ın en önemli turizm bölgelerinden biridir. Sırbistan’ın tam kalbinde, Belgrad’a 230 km ve Novi Sad’a 300 km uzaklıkta yer almaktadır.
Bölgenin ana yerleşim yerleri, dağın eteklerinde yer alan ve her ikisi de Zlatibor İline bağlı olan Cajetina ve Užice belediyeleridir. Zlatibor, ismini, Sırpça zlatni (altın) ve bor (çam) kelimelerinden almaktadır.
Zlatibor’un ne kadar kentsel ve turistik bir yer olduğuna şaşıracaksınız. Burada kesinlikle en iyi restoranlarda yemek yeme şansı bulabilecek, en büyük kulüplerde eğlenebilecek ve kalabalığın tadını dilediğiniz kadar çıkartabileceksiniz.
Zlatibor, hem kırsal, hem de kentsel alanlara sahip olmakla beraber, zengin kültürü, renkli sahneleri, manevi mirasları ve kesinlikle tatmin olacağınız geniş mutfağı ile sizleri, kendisine hayran bırakacak. Zlatibor’un bahar ve yaz aylarındaki karakteristik yapısını, ılıman iklimi, geniş yamaçları ve akarsuları ile yemyeşil çayırlarıyla tasvir edebiliriz. Kış ayları ise, kar örtüsü, şifa ve eğlence merkezi ve kültürel etkinlikleri ile ünlenmiş, bu sayede dünyanın her yerinden insanları bir araya getiren bir kompleks olmayı başarmıştır.
Dağ ve deniz akıntılarının keşistiği, deniz seviyesinden 1000 m yükseklikteki elverişli konumu, çeşitli hastalıkların tedavisini hızlandırmaktadır. Aynı zamanda rahatlamak ve detoks yapmak insanlar için de gerekli özellikleri bünyesinde bulundurmaktadır.
Zlatibor ve yerel halkının misafirperverliğini, çok sayıda otel, villa, restoran, açık yüzme havuzu ve diğer spor tesislerinde göreceğinizden şüpheniz olmasın. Üç çeşit yemek ve sıcak rakı ile karşılanacağınızdan emin olabilirsiniz.
Zlatibor’un, ziyaretçilerine sunduğu başka bir imkan ise, 5.400 kişilik kapasitesi ve dördü yapay karla kaplanmış birçok pisti ile sizlere kayak yapma imkanı sunan Tornik Kayak Merkezi’dir. Tornik Kayak Merkezi, Sırbistan’ın sahip olduğu diğer iki kayak merkezi, Kopaonik ve Stara Planina, kadar zengin olmasa da, kayak yapma arzunuzu kesinlikle karşılayacak ve sizleri hayal kırıklığına uğratmayacaktır.
Muhteşem doğası, sıcak ve sevimli yerel halkı, muhteşem yerleri, nehirleri, gölleri, harika yemekleri ve Drvengrad, Višegrad, Tara ve Tornik gibi çevredeki tüm turistik yerlere çok yakın olması, Zlatibor’u ziyaret etmek için fazlasıyla yeterli olacak, burada geçirdiğiniz zamanı kesinlikle unutamayacaksınız.
Tara
Sırbistan’ın en batısında bulunan Tara Dağı, komşu Bosna Hersek ile doğal sınır görevi görmektedir. Dağı’ın, Drina Nehri ve Perućac Gölü’ne bakan yamaçları, yaprak dökmeyen ağaçları ile nesiller boyunca insanlara huzur vermiştir. Tara Dağ’ının yaratmış olduğu oluşumlar, insanlara hem doğanın gücünü göstermekte, hem de görsel zenginlikleri ile ziyaretçilerine ilham vermektedir.
Tara Dağı, olağanüstü doğal özellikleri, koruma altındaki birçok canlı türleri, tatlı su kaynakları ve temiz havasıyla, Sırbistan’da koruma altındaki bir Milli Parktır. Şehir insanları, burada mükemmel ve kolay erişilebilir bir doğa bulacaklar.
Yürüyüşçüler, hem yeni başlayanlar hem de profesyoneller, bir dizi iyi işaretlenmiş parkura sahipken, adrenalin bağımlıları ise birçok macera sporu noktasını keşfedebileceklerdir.
Tara’yı ziyaret eden herkesin ilk yapması gereken, rüya gibi ormanlık tepelere, yakındaki göllere ve nehirlere bakan muhteşem izleme noktalarını kontrol etmektir.
Ormanda 2 saatlik rahatlatıcı bir yürüyüşün ardından en iyi manzaraya sahip olan ve oldukça kolay erişilebilen Banjska Stena ilk durak olmaya adaydır. Oradaki inanılmaz manzara, sizi doğrudan Drina Nehri’nin seyrine bırakırken, nehrin solundaki Sırp tepeleri ve sağ tarafındaki Bosna toprakları, adeta derin mavi nehir yolunun geçmesi için bir alan yaratmak adına özellikle ayrılmış gibi duran görüntüsü ile sizleri büyüleyecektir.
Tara Dağı Milli Parkı’nın simgesi Drina nehridir. Şarkılara, şiirlere ve hatta Nobel Ödüllü Yazar Ivo Andric’in bir romanına ilham kaynağı olmuştur. Aynı zamanda Drina Nehri, ‘‘Drina Regatta’nın Evi’’ adıyla bilinen ve raftingi, canlı müzikleri, yerel geleneksel aktiviteleri ile ünlü bir festivale de ev sahipliği yapmaktadır. Bunlar dışında Nehir, görebileceğiniz en ilginç evlerden birini de üzerinde barındırmaktadır(nehrin ortasında kayanın üzerine inşa edilmiş bir ev).
Tara Dağ’ının harikalarından olan Perućac Gölü, Drina Nehri’nin yapay bir gölüdür ve Bajina Basta kasabasına yakındır. Gölde, Sırbistan’ın turistik haritasına damgasını vuran muhteşem bir kompleks mevcuttur. Perućac Gölü’nü ziyaret etmek, Tara Dağı’ndaki eşsiz manzaraya, bir de tam karşı açıdan tanıklık etmeniz anlamına gelmektedir.
Tara’nın sizlere sunduğu başka bir güzellik ise Zaovine Gölü’dür. Yeryüzünün derinlikleri ve mütevazi Tara tepeleri arasında kalan bu eşsiz Göl, su işlemeleriyle, Sırbistan ve Balkanlar’da bulabileceğiniz en güzel manzaralardan bazılarını içinde saklamaktadır.
Mokra Gora
Sırbistan’da insan eliyle ve zariflikle inşa edilmiş, film endüstrisindeki en büyük isimlerin, seminerler, fotoğraflar ve sadece sıcak bir içecekle unutulmaz bir sohbet akşamı için bir araya gelmiş olduğu, bu küçük, ahşap kasabayı duydunuz mu?
Açıklanamaz bir havası ve ruhu olan, kolaylıkla gidebileceğiniz ve kim bilir, belki de Johnny Depp, Monica Bellucci veya Anthony Hopkins ile karşılaşabileceğiniz bu görkemli yeri öğrenmek istiyorsanız, okumaya devam edin.
Almanca ‘‘dorf’’ (köy) kelimesi ile Emir Kusturica’nın takma adı ‘‘Kusta’’ kelimesinin birleşimi ile oluşan, Küstendorf olarak da bilinen, Sırpça ‘Ahşap Kasaba’ anlamına gelen Drvengrad, Sırp film yönetmeni Emir Kusturica’nın 2004’te Life Is a Miracle filmi için inşa ettiği geleneksel, etnik bir film köyüdür. Ahşap kasaba, Sırbistan’ın
Zlatibor bölgesinde, Tara Dağı ve Užice şehrinin yakınında, Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ın 200 kilometre güneybatısında yer almaktadır. Drvengrad ayrıca, Ivo Andrić’in Nobel ödüllü romanı Drina Köprüsü ile tanınan Mokra Gora ve Višegrad’a inanılmaz yakınlığıyla da ünlüdür.
Köy, 2010 yılında aktör Johnny Depp tarafından ziyaret edilmiştir. Kaldığı süre boyunca, Johnny Depp’in kendisine adanmış bir heykeli de yapılmıştır.
Drvengrad gerçekten bir etno köydür. Şehrin en büyük kilisesi Aziz Sava’ya adanmış ve inşa edilmiştir. Köyün orta kesimi, tahta küpler ve kesilmiş ahşap eşiklerle doldurulmuş, etrafı ise ahşap kulübelerle çevrilmiştir. Şehirdeki tomruk kapılar orijinaldir ve çoğunlukla Sırbistan ve Bosna’dan gelen iskeletler üzerine ve taş direklere yerleştirilmiştir. Her birinde şehrin karakteristik özellikleri vardır: resim galerisi, kütüphane, sinema, şekerci dükkanı, ev yapımı kekler ve doğal, organik meyve suları, ulusal restoran ve o bölgenin halk sanatları dükkanı.
Köydeki sokakların çoğu, Kusturica’nın kişisel olarak önemli bulduğu çeşitli ünlü kişilerin isimlerini taşımakta: Nikola Tesla, Ernesto ‘‘Che’’ Guevara, Diego Maradona, Miodrag Petrović Čkalja, Federico Fellini, Ingmar Bergman, Joe Strummer, Novak Đoković ve tabii ki ana caddeye adını veren Ivo Andrić.
Drvengrad’da ayrıca Ivo Andrić Kütüphanesi vardır. Kütüphanede, Stanley Kubrick Sineması, heykeltıraş Dragan Jovićević onuruna ‘Macola’ adlı bir sanat galerisi; mahzende sinema salonu, oturma odası, misafir odası, kapalı avlu, yüzme havuzu, spor salonu, sauna ve Kusturica Ailesi için özel odaları olan bir ana ev; bir spor salonu; bir restoran; bir pastane ve bir hediyelik eşya dükkanı da bulunmaktadır.
Drvengrad ile ilgili bir başka şaşırtıcı özellik ise, kasabanın 2008’den bu yana, dünyanın her yerinden gelen film ve müziklerin sergilendiği ‘Geleneksel Küstendorf Film ve Müzik Festivali’ne ev sahipliği yapmasıdır.
Drvengrad’da çekilen son film ise, 2016 yılında başrolünde Monica Bellucci’nin oynadığı ‘Milky Road’ filmidir. Savaş ve aşk konulu bir yapıt olan Milky Road, Venedik Film Festivali Altın Aslan Ödülü gibi birçok prestijli ödül kazanmıştır.
Bir benzerine daha rastlayamayacağınız bu köyde, unutulmaz anılar biriktireceğinize emin olabilirsiniz.
Uvac
Golija dağının ve Pešter platosunun altında yükselen, daha sonra güneybatı Sırbistan'dan akan ve 115 km sonra, nihayet sağdan Lim Nehri ile buluştuğu doğu Bosna-Hersek'e geçen uluslararası bir sınır ötesi nehir olan Uvac, Lim'e boşalmadan önce, 10 kilometre boyunca iki ülke arasındaki sınırı oluşturur. Ayrıca, Uvac Nehri Sırbistan'da dolanırken, Raška eyaletinin kuzey sınırını da belirlemektedir.
Nehrin yarattığı eğriler gerçek olamayacak kadar mükemmel ve karmaşık görünüyor. Menderesler, Uvac nehrinin güçlü sularından oluşuyor ve bu sular, bin yıl boyunca, kireçtaşı kayalarını sabırla yontarak, kıvrımlı kemerler ve derin oyuk kanyonlar oluşturuyor.
Kanyon duvarları, bazı yerlerde 270 derecelik bir açıyla dönen girdaplı suların 100 metre yukarısına kadar yükseliyor.
Bu, kanyonu bir kano veya tekneden keşfederken bile, her yükseklikten eşit derecede şaşırtıcı görünen muhteşem bir manzara ile sonuçlanıyor.
Doğayı koruma söz konusu olduğunda, nefes kesici manzaraların pek bir değeri olmasa da, Uvac kanyonu, efsanevi kızıl akbabaya ev sahipliği yaptığı için korunan bir Doğal Yaşam koruma alanıdır. Sadece 20 yıl önce, bu bölgedeki yetişkin kuşların sadece üç çiftinin sayılmasıyla nüfusun neredeyse nesli tükenmişti. Neyse ki, büyük bir özveri ve koruma ile, bugün akbaba nüfusu, kanyon üzerinde özgürce uçan ve manzaraya eklenen 300’den fazla kuştan oluşuyor.
Uvac’ın muazzam konumu, yakındaki Zlatar, Zlatibor ve Tara Dağlar’ı, Batı Sırbistan’da macera dolu bir tura çıkmanızı sağlayacak. 60 km’lik bir yarıçap içinde çok sayıda göl, birkaç milli park ve özel doğa koruma alanına kolayca ulaşılabileceksiniz. Uvac Nehri’nin dönen kıvrımlarını ziyaret etmek ve çılgın sularında gezmek, sadece en cesurlar için değil, en meraklılar için de mükemmel bir aktivitedir.
