Golubac
14. yüzyıldan beri varlığını sürdüren
14. yüzyıldan beri varlığını sürdüren, Sırp ortaçağ mimarisini andırsa da orijinal işçiliği belli olmayan, zaman içinde sıklıkla Osmanlı İmparatorluğu- Avusturya Macar İmparatorluğu- Sırp Cumhuriyeti arasında el değiştiren, göz alıcı bir yapı olan Golubac Kalesi, günümüzde dahi ziyaretçilerini büyülemekte.
Kale, tarih içinde sınır karakolu görevi gördüğü için farklı bir mimarı yapıya sahip. Savunulmaları daha kolay olsun diye birbirinden bağımsız 10 farklı kuleye sahip olan kale, ateşli silahların icadıyla beraber sürekli modifiye edilmiş, içindeki Sırp Ortaçağ freskleri ile ise sanatsal bir değer kazanmıştır.
Çalkantılı bir geçmişe sahip olan Golubac Kalesi, tarihte ilk Roma yerleşim yeri olarak bilinmekte. Orta Çağ boyunca sıklıkla Osmanlı Devleti ve Macar Krallığı arasındaki savaşlara ev sahipliği yapan kale, Sırp Knez 3. Mihailo Obrenović ‘e devredildiği 1867 yılına kadar Türkler, Bulgarlar, Macarlar, Sırplar ve Avusturyalılar arasında defalarca el değiştirdi. Şimdilerde ise bölge, turistik bir cazibe merkezidir.
Birçok kalenin aksine Golubac Kalesi, askeri izler ya da korku hisleri barındırmak yerine, daha romantik bir yer izlenimi vermekte. Nehir, huzur, sessizlik ve muhteşem gün batımı, özellikle çiftler için unutulmaz manzaralar hazırlamakta ve mükemmel atmosferi ile her ziyaretçisini etkisi altına almaktadır.
Djerdap
Tuna Nehri, Karadeniz'de son bulan uzun yolculuğu boyunca 10 farklı ülkeden geçer.
Bu sayı, Dünya üzerindeki herhangi bir nehrin ulaştığı en yüksek sayıdır. Avrupa’nın en uzun ikinci nehri olmasına karşın kesinlikle en ilham verici olanıdır Tuna Nehri. Adına ithaf edilmiş şiirler ve çevresinde yapılmış birçok sanat eseri ve kompozisyonları bulunmaktadır.
Tuna, Sırbistan’dan geçen istikameti boyunca olağanüstü bir tarih, kültür ve vahşi bir doğa bırakmıştır. Bunlardan en güzellerinden biri, korumuş olduğu muhteşem doğal güzellikleriyle Sırbistan’nın Romanya ile sınırını oluşturan Djerdap Milli Parkı’dır.
Tuna, dağlardan gelen ovalar ile Osmanlı İmparatorluğu’nun Avusturya Monarşisi ile sınırını oluşturmuş, Sırbistan’ın birçok noktasından geçerek doğuda zirveye ulaşmıştır. Nehrin en vahşi, derin ve dar noktalarını ise Djerdap Milli Parkı’nda barındırmaktadır.
Nehrin Karpat Dağları’nı sıkıca kestiği bölüme halk arasında “Demir Kapılar” denir. Milli parkın girişi, Sırbistan’da Tuna’nın dokunduğu başka bir görülmesi gereken yer olan Kudretli Golubac Kalesine ev sahipliği yapmaktadır. Roma tarihine ilgi duyanların hoşuna gidebilecek bölgedeki en önemli antik eserlerden olan Trajan Köprüsü ve Tabula Traiana’da burada, Tuna üzerinde yer almaktadır.
Balkan ülkelerindeki en eski uygarlıklardan biri olan, bulguları M.Ö. 9500’e kadar uzanan ve çok önemli bir arkeolojik alan özelliği taşıyan ‘Lepenski Vir’ adıyla bilinen antik kent, yine burada, Djerdap geçidinin yakınında bulunmaktadır.
Burası, sayısız balık benzeri heykelleri ve eşsiz bir tarih öncesi medeniyetin kendine özgü mimarisi ile dikkatleri çekerken, Tuna Nehri deneyimini dolu dolu yaşamanız adına kesinlikle ziyaret edilmeye değer bir yerdir.
