Büyük bir kalbi ve karmaşık bir geçmişi olan Belgrad, Balkan Yarımadası ve Pannonian Ovası sınırında, Sava ve Tuna nehirlerinin birleştiği noktada yer almaktadır. Konumu nedeniyle her zaman fatihlerin hedefi olan bu güzel beyaz şehir, sahip olduğu mutfağı, sosyal hayatı, mimari eserleri, müziği ve kültürel yapısı ile farklı çağların bir harmonisini taşımaktadır. Bugün Belgrad, geçmişin bir müzesi, fethi, yıkımı, yeniden inşası, gelişmesi ve ilerlemesinin bir tanığı olarak varlığını sürdürmektedir.
Belgrad’ın tarihi, Antik Vinca Döneminde, yeni çağdan birkaç bin yıl önce başlar ve şehrin tam olarak kuruluşu Keltlere ve daha sonra Roma Singidunum’una bağlanır.
Belgrad tarih boyunca 44 kez yıkılmış ve her zaman yeniden inşa edilerek yaşamaya devam etmiştir.
Tarih severler için ideal bir şehir olan Belgrad, MÖ 3. yüzyılda Trakyalılar ve Daçyalılardan sonra Kelt kabilelerinin yerleşmesiyle ortaya çıkar. Keltler ilk olarak yerleşkelerine Singidunum adını verdiler. Bunun ardından Şehir 2. yüzyılın ortalarında Romalıların eline geçti (Hala şehirde bu dönemlerden kalma bazı korunmuş binalar bulunmaktadır). 6. Yüzyıldan itibaren Slavların iskan ettiği Belgrad, Kanuni Sultan Süleyman liderliğinde Osmanlı Devleti tarafından fethedildiği 1521 yılına kadar, sırasıyla Bizans, Bulgaristan ve Macaristan Devletleri tarafından işgal edilmiştir. Osmanlı Devleti ve Habsburg Hanedanlığının (Dönemin Avusturya Krallığı) yıllar süren rekabeti şehrin bugünkü haline gelmesinin temellerini atmıştır. Bugün de şehrin simgelerinden olan Belgrad Kalesi’nin yeniden inşası için Avusturya Devletine ve insanların hala değer verdiği gelenekler, görenekler ve yemekler için ise Osmanlı Devletine teşekkür edebiliriz.
Belgrad’da kaldığınız süre boyunca, size şehrin tüm güzelliklerini ve turistlerin bilmediği yerleri göstereceğiz. Kendinizi evinizde hissetmeniz ve buraya tekrar gelmek istemeniz için her şeyi yapmaya hazırız. Şimdi ise Sizlere, Belgrad’daki önemli lokasyonların ve tarihi yapıların kısa açıklamalarını yapalım.
Aziz Sava Tapınağı
Aziz Sava Tapınağı, Vračar yaylasında inşa edilmiş, Balkanlar’ın en büyük ortodoks tapınaklarından biridir. Tapınağın hemen yanında aynı isimle adlandırılan Küçük Aziz Sava Kilisesi yer almaktadır. Önündeki bahçesinde bulunan ve İlk Sırp başpiskoposu Aziz Sava’ya ithaf edilen bronz anıt, Rus heykeltıraş Klikov tarafından yapılmıştır. Hemen karşısındaki parkta ise Birinci Sırp Ayaklanması’nın lideri Karađorđe Petrović’e ithaf edilen başka bir anıt bulunmaktadır. Şehrin simgelerinden biri olan Kilise, her yıl binlerce turist ağırlamaktadır.
Slavija Meydanı and Çiçek Meydanı
Slavija Meydanı, ismini 1888 yılında inşa edilen ve kendisi ile aynı ismi taşıyan otelden almıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar bataklık olan meydan, bugünlerde Belgrad’ın 7 caddesinin kesiştiği en büyük meydanlarından biri. Bu caddelerden biri, Belgrad’ın en önemli kültür kurumlarından biri olan 1947’de kurulan Yugoslav Drama Tiyatrosu’na ev sahipliği yapan Kral Milan Caddesidir. Yolun karşısında ise yakın zamanda yeniden inşa edilen Cvetni Trg, yani Çiçek Meydanı bulunmaktadır. Meydan eskiden şehrin çiçek pazarı olmasına rağmen, bugünlerde çok sayıda otantik Belgrad kafesiyle ünlüdür.
Aziz Marko Kilisesi
Slavija’dan dönüş yolunda, eskiden Balkanlar’ın en büyük alışveriş merkezi ve şehrin ilk gökdelen olan popüler “Beograđanka”’nın önünden geçtikten sonra, Resavska Caddesine, Sırbistan’ın en büyük hükümdarı Çar Dušan’ın küllerini koruyan Aziz Marko Kilisesi’ne varılıyor. Aziz Marko kilisesi, Belgrad’daki ikinci büyük kilise olmakla beraber mimari açıdan en güzellerinden biridir. Bu devasa kilisenin hemen arkasında küçük ama sevimli bir Rus Ortodoks kilisesi de bulunmaktadır.
Aziz Marko Kilisesi, Osmanlı İmparatorluğunun, Sırbistan Prensliği’nin özerkliğinin ilanına yönelik son adımını temsil eden Hatt-ı Şerif’in okunduğu yere 1930’larda inşa edilmiştir. Tarihi açıdan bir çok farklı özelliği bünyesinde bulunduran kilise, Çar Dušan’ın küllerini bünyesinde bulundurmasından ötürü Sırp Halkı için de ayrı önem taşımaktadır. Sırp Ortodoks Kilisesini, başpiskoposluktan patriklik düzeyine yükselten Çar Dušan, Sırbistan’a altın dönemlerini yaşatmış ve Sırp tarihinin en önemli hükümdarı olarak tarihteki yerini almıştır.
Park Tašmajdan
Tašmajdan, Belgrad şehir merkezindeki en büyük ikinci park ve hem tarihi hem de turistik yerler ve aktiviteler açısından şehrin en önemli parklarından biridir.
Roma döneminde Singidunum’un (eski Belgrad) yapımı için buradan taş çıkarılmış ve Osmanlı egemenliğinin sonuna kadar faaliyette kalmıştır.
Yüzyıllar boyunca inşa edilen Tašmajdan mağaraları ve yeraltı tünelleri muhtemelen yukarıdaki parktan daha ilginçtir, ancak ne yazık ki şu anda halka açık olmadığından ziyaret yapılamamaktadır.
Ulusal Parlamento
Aziz Marko Kilisesine çok yakında bulunan Sırbistan Parlamentosu, Sırp tarihinin önemli isimlerinden Kral Milan Obrenović’in eski sarayının ve yeni hükümet sarayının tam karşısında bulunmaktadır.
Eskiden Kral Petar I Karađorđević’in ikametgahı olan bu yeni saray, şimdi Sırbistan Cumhurbaşkanının ikametgahıdır.
Terazije Meydanı
Belgrad’ın en güzel meydanlarından biri olan Terazije, sayısız rekonstrüksiyonların ardından 19. yüzyılın sonlarında sosyal yaşamın merkezi haline gelmiştir. Meydan, aynı zamanda otel üçgeniyle de ünlüdür: Hotel Moskova, Balkan ve Kasina.
Knez Mihailova Caddesi ve Cumhuriyet Meydanı
Şehrin en merkezi noktası, Prens Mihail de anıtının bulunduğu Cumhuriyet Meydanı’dır. Şehrin en önemli iki kültür sanat kurumu olan Ulusal Tiyatronun ve Ulusal Müzenin ortasında bulunan meydan, Belgrad’ın en önemli caddesine açılmaktadır.
Knez Mihailo Caddesi, şehirin en işlek caddesi ve alışveriş merkezidir. Kalemegdan’dan Cumhuriyet Meydanı’na kadar uzanır ve oradan Terazije meydanına devam eder. Bu cadde, şehrin nabzını en güzel hissettiren yerlerden biri. Ulusal ve uluslararası kültür kurumlarına, çok sayıda kafe ve restorana, birkaç otel ve pansiyona ve çok sayıda yerel ve dünya çapında mağazalara ev sahipliği yapan cadde İstanbul’un İstiklal Caddesini andırmaktadır.
Sokaktaki mimari, Kalemegdan hizasından alçak binalarla başlayarak, yavaş yavaş Terazije Meydanına doğru yükselmekte ve sokağın en yüksek binası olan Albanija sarayında son bulmaktadır. Belgrad’da mimarı açıdan öne çıkan birçok stilin bir karışımına sahip olan Cadde ve çevresi, önemli bir kültürel miras olarak korunmaktadır.
Obilićev Venac Caddesi
Belgradlı gençlerin favori buluşma yerlerinden biri olan Obilićev Venac Caddesi, Cumhuriyet meydanından merkezdeki küçük bir parka uzanan oldukça kısa ama şirin bir sokaktır. Düzinelerce yan yana dizilmiş cafeye ev sahipliği yapan bu tatlı sokak, Knez Mihailova yürüyüş bölgesinde bulunan en popüler caddedir.
Skadarlija
Belgrad’ın hedonist bölgesi Skadarlija, Cumhuriyet Meydanı ile, şehir merkezindeki en büyük pazarlardan biri olan Skadarlija (Bajloni) pazarını birbirine bağlamaktadır . On dokuzuncu yüzyılın sonları ve yirminci yüzyılın başlarındaki şairlerin ve sanatçıların buluşma noktası olan bu sokak, adını orta çağın en önemli Sırp şehirlerinden biri olan Skadar kasabasından (bugünkü Arnavutluk) almaktadır.
Bugün, Belgrad’ın en ünlü restoranlarından ve kafelerinden bazılarının yanı sıra birkaç sanat galerisine de ev sahipliği yapmaktadır. Bu kısa arnavut kaldırımlı sokakta ayrıca, antika ve hediyelik eşya dükkanları, bütün gece açık fırınlar ve geleneksel Sırp müziği yapan yerel orkestralar da bulunmaktadır. Sokağın altındaki eski bira fabrikasının duvarında ise şehrin sembollerinden olan etkileyici bir grafiti (duvar yazısı) mevcuttur.
Bayraklı Camii
Belgrad’da, geçmişte bulunan toplam 273 camiden bugün sadece biri varlığını sürdürebilmekte – Bayraklı Camii. Belgrad’ın Dorcol adlı bölümünde yer alan ve Belgrad’daki İslam dininin tek aktif yapısı olan Bayraklı camisinin, büyük olasılıkla 17. yüzyılın ikinci yarısında, Türk hükümdarı Sultan II. Süleyman’ın vakfı olarak, eski bir mescidin yerine inşa edildiği varsayılmaktadır. Başlangıçta Chohaji-haji Ali’nin adını alan cami, daha sonra Hüseyin-Ceha camisi olmuş, 18. yüzyılın sonunda ise bugünkü adını almıştır. O dönemde ana cami olarak kullanılan, kutsal günleri belirlemek için İslami takvime göre tam Hicri saati hesaplayan, saat mekanizmasını düzenleyen ve eşzamanlı olarak minareye bayrak çeken bu Cami, 1717’den 1739’a kadar Avusturya yönetimine geçerek katedral Katolik kilisesi olarak hizmet vermiş, daha sonra 1741’de Türklerin dönüşü ile tekrar cami olarak yenilenmiştir.
Bayraklı Camii, Belgrad’daki ana İslami kültürünün merkezi, aynı zamanda Tanrı ile bir bağlantı yeridir. Bu İslami türbenin kapıları hem ziyaretçilere hem de inananlara açıktır ve antikliği, enderliği, asıl amacının korunması, dini mimari ve İslam kültürünün temsiliyeti nedeniyle 1946 yılında devlet tarafından koruma altına alınmıştır. 1979 yılında kültürel bir yapı ilan edilen Cami, büyük önem taşımaktadır.
Cemaat Kilisesi
Belgrad’ın baş kilisesi olan Cemaat kilisesi, içinde Sırp tarihinin en önemli kişilerinden bazılarının mezarlarına ev sahipliği yapmaktadır.
Karşısında, Sırp Ortodoks Kilisesi Müzesi ile birlikte Patrik binası bulunan kilisenin yakınlarında ise, alışılmadık adı “Soru İşareti -?” İle tanınan şehrin en eski barı ve Sırbistan’ın ilk hanımının eski evi olan Prenses Ljubica Konağı bulunmaktadır.
Kalemegdan
Kentin çalkantılı tarihinin en önemli tanığı olan Kalemegdan, Belgrad’ın en önemli kültürel ve tarihi kompleksi olarak kabul edilmektedir. Kalemeydan Parkı’nda, Sava ve Tuna nehirlerinin birleştiği yerde, Belgrad Kalesi gururla yükselmektedir. Kalenin en dış kısmında bulunan tarihi anıt, Victor’a adanmış ve şehrin simgesi haline gelmiştir.
Kalenin içinde, kilometrelerce uzanan yürüyüş yollarının yanı sıra, parklar, çocuklar için oyun alanları, yaşlılar için satranç tahtaları ve aşıklar için kalenin surlarında bulunan güm batımı izleme noktaları bulunmaktadır. Kışın ise bu çok aktiviteli kompleks, gençler için kayak merkezi haline gelmektedir. Etrafta rastlayabileceğiniz küçük sincaplar, tavşanlar ve diğer sevimli hayvanlar, ortama neşe katmakta ve ziyaretçilerin ilgi odağı olmaktadır. Yürümeyi sevmiyorsanız eğer, parkın içinden geçen mini trenleri kullanabilir ve bu şekilde kompleksi gezebilirsiniz.
İki bin yıllık tarihi ile korunmuş bir bütün olan Kalemegdan, birçok anıta ve tarihi yapıya ev sahipliği yapmakta. En önemlileri, Nebojša kulesi ve Sahat (saat) kulesi olmak üzere dört önemli kule, ZindanKapija, Inner Stambol Kapija ve Charles VI kapısı başta olmak üzere sayısız tarihi kapı, Roma ve ortaçağdan kalma tarihi duvarlar, arkeolojik kalıntılar, en önemlisi Victor’un, yani Pobednik’in heykeli olmak üzere bir sürü tarihi heykel , ve Belgrad’ın kurucusu Despot Stefan’ın mozalesi olmak üzere, bu eşsiz komplekste tarihin her dönemine ait eserlere rastlayabilirsiniz.
Kalemegdan
Kalemegdan'daki önemli anıt ve yerlerden bazıları:
Victor'un heykeli
Belgrad’ın en ünlü simgelerinden olan yapıt, bir zamanlar ortaçağ kalesinin bulunduğu yerde, Belgrad kalesinde bulunuyor.
1928’de, Sırbistan Krallığı’nın Osmanlı İmparatorluğu (Birinci Balkan Savaşı) ve Avusturya-Macaristan (Birinci Dünya Savaşı) karşısındaki savaş zaferlerini anmak amacıyla dikilen heykel, ünlü heykeltraş Ivan Meštrović’in en ünlü eserlerinden biridir. Heykelin adı Özgürlük Zaferi’ni temsil etmekte. Heykel,günümüzde Belgrad’ın en popüler görsel sembolü olarak kullanılmaktadır.
Askeri Müze
Belgrad’ın en ünlü müzelerinden biri olan Askeri müze, Kalemegdan Parkı ve Belgrad Kalesi’nin ortasında yer almakta.
Müzenin dış kısmını ziyarete serbest olup içinde, tanklar, toplar, savaş kamyonları, tekneler ve hatta bir denizaltından bulunmakta.
Müzenin içinde, kapalı galeri ise, taş devrinden günümüze kadar geçen zaman zarfında bölgede yaşanan tüm askeri faaliyetlerden kalma eserler sergilenmekte.
Roma Kuyusu
Belgrad’ın en gizemli cazibe merkezlerinden biri olan kuyu, 18. yüzyılın başında, kalenin genel onarımı sırasında inşa edilmiştir. Kuşatma durumunda Roma halkına su sağlamaya yarayan çok daha eski, iki bin yıllık bir Roma kuyusu üzerine inşa edildiğine inanılıyor. 1964 yılında kuyuya gelen Alfred Hitchcock atmosferin güzelliğini, ‘böyle bir ortam her derde çare olur’ sözleri ile ifade etmiştir.
Kuyu 51 m derinliğindedir (tabanı yakındaki Sava nehrinin dibinden daha alçakta) ve 3 m çapındadır. DNA vari bir şekil oluşturan, iç içe geçmiş yaklaşık 35 metre uzunluğunda iki spiral merdivenle en dibe inilmektedir. Nem oranının yüksek olması nedeniyle kuyu çevresinde sarkıtlar (mağara süsleri) oluşmuştur. Kuyudaki su inanılmaz derecede temiz olup, sadece orada yaşayan endemik yengeç türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Suyun kaynağı ise hala gizemini korumaktadır.
Nebojša kulesi
Belgrad’ın Orta Çağ’dan kalma kalan birkaç anıtından biri olan kule, Tuna limanının girişini korumak için 1460 civarında inşa edilmiştir. Osmanlı Devletinin yönetimi sırasında, aralarında Yunan yazar ve devrimci olan Rigas Feraios’un da bulunduğu birçok devrimci ve isyancının hapsedildiği bir zindana dönüştürülmüştür. Nebojša adı belirsiz, korkusuz veya kırılmaz anlamına gelebilir. Aynı zamanda yaygın bir erkek adıdır.
Bugün Nebojša kulesi, ortaçağ Belgrad’ı, Türk çağı ve modern Sırbistan’ın yükselişi hakkında multimedya enstalasyonları ile Belgrad tarihinin eşsiz bir müzesidir.
Damad Ali Paşa Türbesi
Damad Ali Paşa Türbesi, Şehir’in yukarı platosunda yer almaktadır. Sekizgen bir kaideye sahip olup, aynı zamanda Belgrad’daki İslam mimarisinin birkaç korunmuş anıtından birisidir. Türbe, adını Sultan III.Ahmed’in Sadrazamı Damad Ali Paşa’dan almıştır.
1784 yılında, Belgrad valisi İzmet Mehmed-paşa’nın mezarı üzerine inşa edilmiştir. Türbe, Birinci Sırp Ayaklanması’nda önemli ölçüde hasar gördüğünden, 1818 ve 1819 yıllarında Maraşlı Ali Paşa tarafından restore edilerek Damad Ali Paşa’ya adanmıştır. Türbe, Belgrad Kalesi’nin iki korumasının (Selim Paşa-1847 ve Hasan Paşa-1850) da buraya gömülmesinin ardından son halini almıştır.
Ružica Kilisesi
St. Petka kilisesinin yakınındaki bu eşsiz ve güzel kilise, 1521 yılında Osmanlı askerleri tarafından yıkılmış, 19. Yüzyılın ortalarına kadar cephane olarak kullanılmıştır. 1867 ile 1869 arasında askeri kiliseye dönüştürülen yapı, Birinci Dünya Savaşı sırasında ağır hasar gördüğü için 1925 yılında restore edilmiştir.
Ružica kilisesi, kılıçlar ve mermilerden yapılmış bir avize ile Birinci Dünya Savaşı’ndan kalma silah ve mühimmatlardan yapılmış süslemelerle benzersiz bir iç mekana sahiptir. Yuvarlatılmış mağara benzeri şekli sayesinde odanın etkileyici bir akustiği vardır.
Hayvanat Bahçesi
1936’da kurulan ve Avrupa’nın en eski zooloji bahçelerinden biri olan hayvanat bahçesi, “Ümit Bahçesi” olarak da adlandırılmaktadır.
Günümüzde, hayvanat bahçeleri arasında en fazla doğurganlık oranına sahip olması ve çok nadir bulunan bazı türlere(albino aslan) ev sahipliği yapması nedeniyle ayrı bir önem taşımaktadır.
Belgrad Gezilecek Yerler
Ušće alışveriş merkezi
Belgrad ve Sırbistan’daki en büyük alışveriş merkezi olan Ušće, büyüklüğü, harika konumu, hem iş hem de eğlence bölgelerinin yanı sıra turistik mekanlara yakınlığı ile hem Belgradlılar hem de turistler için şehrin adeta yeni gözdesi.
Yüzden fazla mağazası, kafesi ve restoranı ile Ušće alışveriş merkezi, Belgrad’da alışveriş yapmak için en ucuz yer olmasa da, özellikle hediyelik eşya alışverişi için uğramanız gereken en iyi yerdir.
Avala Kulesi
Sadece 511 m yüksekliğindeki Avala Dağı, Belgrad şehir merkezine sadece 18 km uzaklıktadır. Çeşitli ağaçlardan oluşan güzel bir ormana ve doğaya sagip olan doğal yaşam kompleksi 1859’dan beri korunmaktadır.
Osmanlı döneminde dağın zirvesinde bulunan Žrnov kasabası, Belgrad’ın adeta gözcü kulesi olarak kullanılmış, sonralarda ise köy dağıtılıp Osmanlı ordusunun çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak adına sığınak haline getirilmiştir.
Günümüzde ise dağın tepesinde farklı anıtlar ve yapılar bulunmakta. 1938 yılında Ivan Meštrović’in Birinci Dünya Savaşı’ndan kalma Sırp kahramanlarına adanmış ‘Bilinmeyen Kahraman Anıtı’ , 19 Ekim 1964’te uçak kazası geçiren ‘Sovyet Savaş Gazileri Anıtı’ , İkinci Dünya Savaşında Almanlar tarafından katliama uğramış 80.000 Sırp adına yapılan ‘Anıt Parkı’ ve Avala’nın cazibe merkezi olan, 2010 yılında Nato tarafından bombalanınca yıkılmasına rağmen tekrar yenilenen, 205 metrelik Televizyon Kulesi bu anıt ve yapıların en önemlileridir.
Ada Ciganlija - Sava Gölü
Belgrad’ın en büyük gölü olan Sava Gölü, hem turistler, hem de yerel halk için yazların en vazgeçilmez noktasıdır.
Yaklaşık bir asır önce, yapay bir şekilde ana karaya bağlanan Ada Ciganlija (Türkçe de Çingene Adası anlamına gelmektedir) ile ana kara arasında oluşturulan bu yapay göl, sayısız plajları, çeşitli aktiviteleri ve güzel mekanları ile yaz-kış şehrin görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir.
Büyük Savaş Adası
Şehrin göbeğinde bulunan bu ıssız ada, adeta bir vahşi yaşam ve huzur vahasıdır.
Şehrin iki yakasının tam ortasında bulunan Ada, ismini, şehrin batı yakasına sahip olan Avusturya Krallığı ve doğu yakasına sahip olan Osmanlı Devleti’nin ada üzerindeki sayısız savaşından almıştır. Yerleşime kapalı olan ada, üzerinde sadece Belgrad’ın ikinci en popüler plajı olan Lido plajını barındırmaktadır.
Yugoslavya Müzesi
Bünyesinde 7 farklı ülke ve mezhep barındıran SFR Yugoslavya’yı tek çatı altında toplamayı başaran ve herkesin ortak değerlere sahip çıktığı, sosyal mülkiyetin varlığına odaklandığı bir ülke haline getiren Josip Broz Tito, faşizme karşı verdiği savaşla tüm halkın desteğini almış, Federal Yugoslavya’nın var olduğu süre boyunca ilk ve tek başkanı olarak hayata gözlerini yummuştur. . İkinci Dünya Savaşı sırasında, genellikle işgal altındaki Avrupa’da en etkili direniş hareketi olarak kabul edilen Partizanların lideri olan Tito, 1953’ten 4 Mayıs 1980’e kadar Sosyalist Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’nin Başkanı olarak görev yapmıştır.
Yugoslavya’nın kuruluşundan yıkılışına dek tek cumhurbaşkanı olan Josip Broz Tito, 88 yaşında öldüğünde tüm ülke durdu. İnsanlar etkilendi, afalladı, üzüldü. Sosyalist, çok uluslu Yugoslavya’nın babası öldü. Ve onunla birlikte bütün bir dönem sona erdi.
“Josip Broz Tito” Anıt Merkezi ile Yugoslavya Halkları ve Milliyetleri Devrimi Müzesi’nin fonları birleştirilerek Yugoslavya Tarih Müzesi koleksiyonları oluşturulmuş, 200.000’den fazla sergi, Josip Broz Tito’nun yaşamı ve eserine özel bir vurgu yaparak 20. yüzyıldaki Yugoslav tarihini anlatmıştır. İçinde 25 Mayıs Müzesi, Eski Müze ve Çiçek Evi gibi birden fazla küçük sergi ve müzeye sahip olan Yugoslavya Tarih Müzesi’nde, Yugoslavya’ya ve Tito’ya dair her türlü eseri hala bulabilir ve tüm Yugoslavya tarihini araştırabilirsiniz.
Zemun
Osmanlı İmparatorluğu’na ait olan Belgrad’ın tam karşısına, Tuna nehrinin diğer yakasına kurulmuş olan Avusturya Krallığının sınır şehri Zemun, zengin tarihi ile ve güzel doğasıyla hala ziyaretçilerini etkilemeyi başarmaktadır. Şehrin ilginç olan özelliği ise, tarih boyunca el değiştirmesi ve insanların nehrin diğer yakasındaki arkadaşları ile savaşmaya zorlanmış olmasıdır. İki şehrin tam ortasında bulunan savaş adasında buluşan, ticaret yapan, arkadaşlarıyla hasret gideren insanlar, Osmanlı Devleti ve Avusturya Krallığı arasındaki çekişmelerden dolayı savaşmaya zorlanmış ve tarihe hüzünlü hikayeler bırakmışlardır.
Birinci Dünya Savaşı’na kadar Avusturya-Macaristan imparatorluğunun son sınırı olan Zemun, savaş sonrasında Sırbistan Krallığı egemenliğine geçmiş, yıllar boyunca şehir olarak varlığı sürdürdükten sonra el değiştirmesiyle beraber Belgrad’a bağlanmıştır. Ruhu, hızı ve mimarisi bakımından hala farklı olan bu şirin semt, günümüze kadar metropolün geri kalanından çok daha iyi korunmuştur. Gardoš kulesi ve mezarlık çevresinde nereye bakacağınızı biliyorsanız, eski şehirdeki kaleye ait bazı kalıntıları bugün hala görülebilirsiniz.
Zemun’un en önemli simgesi, on dokuzuncu yüzyılda Avusturya imparatorluğunun bininci yılını kutlamak için inşa edilen Milenyum kulesi Gardoš’dur. Şehirdeki diğer önemli yerler ise, birkaç ortodoks ve katolik kilisesi, eski postane, 18. ve 19. yüzyıldan kalma önemli tüccarların evleridir.
Eski şehrin bitişiğinde, Belgrad’ın en popüler yürüyüş bölgelerinden biri olan Zemun Rıhtımı ise kesinlikle zaman geçirmeye değer bir kıyı şerididir.
GECE HAYATI
Gençler ve genç hissedenler için Belgrad!
Kültür aktivitelerinden dans pistine, farklı konseptli kafelerinden yemeklerine kadar, Belgrad, her şeyin genç olanlara göre ayarlandığı izlenimini bırakıyor. Tek yapmanız gereken favorilerinizi seçmek ve keşfetmeye başlamak.
Savamala, yeni kültür ve eğlence merkezi
Savamala, Belgrad’ın kalbinde ve başkentin kültürel hayatının merkezinde, birkaç yeni sanat galerisine ve kültür merkezine ev sahipliği yapan, yeniden canlanan elit bir mahalledir. Geozavod binası, Bristol oteli, Brankov köprüsü gibi muhteşem mimari mücevherlerin yanı sıra 19. yüzyıldan kalma Sırp soylularının birçok sarayını sergileyen, şehrin en eski mahallelerinden biridir.
Savamala’nın ana arteri, Belgrad kalesini ve limanını Sava meydanına bağlayan Karađorđeva caddesidir. Şehrin en popüler mekanlarından olan, Savamala, Brankow, Mladost, Ludost, Lasta, Hype, Ben Akiba, Gajba, Industrija bar, Tranzit ve diğerlerine ev sahipliği yapan muhit, Belgrad’da eğlenmek isteyen insanlar için nihai parti destinasyonudur.
Cetinjska
Şehir merkezindeki bira fabrikalarından birinin bulunduğu Cetinjska Caddesi’nde açılan bu yeni parti merkezi, tüm barların yüz metre içinde olması, size bir akşam içinde birden fazla müzik türünü, ambiyansı ve atmosferi değiştirme fırsatı vermesiyle bir anda herkesin ilgi odağı haline geldi.
Yaz aylarında, tüm barların bahçelerini kullanması ile adeta bir festival alanına dönen cadde, bir şeyler içmek için ve bu farklı atmosferi hissetmeniz için ideal bir nokta.
Splavovi (Sallardaki Barlar)
Belgrad hiç uyumayan bir şehir derken aslında bar olarak kullanılan bu salları kastediyoruz. Branko köprüsünün altındaki sayısız salda herkes kendi zevkine özel bir eğlence noktası bulabilir.
Partiler sadece gün doğduğunda biter. Her tarzda barı bulabileceğiniz bu alanda, ulaşımda sıkıntı olmaması adına taksi şoförleri her zaman salların önünde beklemekte ve aç yatmamanız için farklı çeşitlerde sokak yemekleri sunan büfeler hizmet vermektedir.
Betonhala
Son yıllarda güzel ve kaliteli zaman geçirmek denilince akıllara gelen ilk yer olan Beton Hala, hem Belgradlıların, hem de turistlerin en uğrak noktası haline gelmiştir.
Nehrin kenarında kurulmuş bu yeni kompleks içinde, isterseniz gündüzleri kahvenizi içebilir, ister öğle yemeğinizi yiyebilir, isterseniz de akşamları canlı müziğin tadını çıkartabilirsiniz. Gotik, Freestyler, Komitet gibi şehrin en popüler barlarının da buraya taşınması ile 7/24 canlı olan bu bölge, kesinlikle her türlü ihtiyacınızı karşılayacaktır.
Son yıllarda beton salon Belgrad’da güzel bir zamanla eşanlamlı hale geldi ve gittikçe daha fazla Belgradlılar ve turistler şehrin bu bölümünde dışarı çıkıyor. öğle yemeği ya da sabah ilk kahvenizi içebilirsiniz, ancak yine de kulüpler ve içinde çalınan müzik nedeniyle özellikle popüler hale geldi. En iyi Belgrad partilerinin bulunduğu yerler kesinlikle tam burada ve sizi en iyi kulüplerden bazılarına götürüyoruz: Gotik, Freestyler, Komitet.
Sokak Lezzetleri
İçinde pizza, lazanya, Türk mutfağından çeşitli yemekler, Yunan döneri, İsrail ve Filistin lezzetlerini barındıran Belgrad, sizleri asla aç bırakmayacaktır.
Dünya sıralamasında et seven ülkeler arasında başlarda olan Sırbistan, bu konuda da sizlere her türlü çeşitliliği sunmaktadır.
Bu tür yemeklerin hayranıysanız, gece eğlence çıkışı evlerine dönen aç insanlarla dolu Yemek Sokağı veya Açlar Vadisi Sokağı kesinlikle ilginizi çekecektir.
